FLAŞ HABER:
Ana Sayfa GÜNDEM, TARSUS TARİHİ 16 Mart 2022 85 Görüntüleme

Türk ve Dünya Tarihinin Önemli Bir Kırılma Noktası Olarak Çanakkale Savaşları

Türk ve Dünya Tarihinin Önemli Bir Kırılma Noktası Olarak Çanakkale Savaşları

Bugün, görkemli törenlerle 107. Yıldönümünü kutladığımız 18 Mart Çanakkale Zaferi, tartışmasız olarak bütün bir Türk tarihinin en büyük ve sonuçları itibariyle de en önemli askeri zaferlerinden birisidir. Bu zafer; dünyanın I. Emperyalist paylaşım savaşı olan I. Dünya Savaşı sürecinde; savaşın gidişatı gereğince Osmanlı Genelkurmay Başkanlığınca alelacele açılmak zorunda kalınan Çanakkale Cephesinde yaşanan çok şiddetli ve kanlı çarpışmalar sonucunda kazanılmıştır. Tarihte; 3 Kasım 1914 günü başlayıp, 18 Mart 1915 günü büyük bir zaferle sonuçlanan Çanakkale Deniz Savaşları ve 25 Nisan 1915 günü başlayıp, 9 Ocak 1916 günü Emperyalist İngiliz Ordularının savaş alanından çekilmesiyle sonuçlanan Çanakkale Kara Savaşları olmak üzere iki ayrı aşamada gerçekleşmiştir. Bu şekilde birbirini tamamlayan deniz ve kara savaşları şeklinde yapılmış olan Çanakkale Savaşları, yalnız Türk tarihinin değil aynı zamanda dünya tarihinin de çok önemli kırılma ve dönüm noktalarından birisi olarak tarihe geçmiştir.

Şöyle ki, Dünya Harp Tarihine bakıldığında; kurmaylık planlarıyla, taktik ve stratejileriyle, komutanlarının önderlikleriyle ve savaşan ordularının sayısal büyüklüğüyle bilinen pek çok görkemli ve gösterişli savaşın yapıldığı görülmektedir. Örneğin, Büyük İskender’in Gaugamela Savaşı, Jül Sezar’ın Galya Savaşı ve Napolyon’un Waterloo Savaşı gibi savaşlar böylesine görkemli savaşlardır. Çanakkale Savaşları ise bunlar kadar gösterişli ve planları itibariyle bunlar kadar karmaşık yapılı savaşlar değildir. Ancak bu gösterişli savaşların hiç birisi, yapılış biçimleri ve tarihsel sonuçlarının uygarlık tarihi süreci üzerindeki etkileri bakımından Çanakkale Savaşları kadar belirleyici olamamışlardır. Çünkü Çanakkale Savaşları, tarihin akışını değiştiren, Dünya Harp Tarihinde bir eşi ve benzeri daha bulunmayan özgün savaşlardır. Şöyle ki, Dünya Harp Tarihinde; çarpışan taraflardan birinin tamamen denizlerde, öteki tarafın ise tamamen bu denizlere yukarıdan bakan tepelerde savaştığı ilk ve tek savaş Çanakkale savaşlarıdır.

Yine aynı şekilde, savaşılan ülkenin doğrudan doğruya kalbini yani, başşehrini ele geçirmeye yönelik olarak yapılmış olan
Çanakkale Savaşlarından başka bir savaş yoktur. Bu savaşta İngilizlerin hedefi Osmanlı Devleti’nin Başşehri olan İstanbul’u ele geçirmek ve böylelikle savaşı mümkün olan en kısa sürede bitirmektir. Bu savaşın fikir babası İngiliz Bahriye Bakanı Winston Churchill’dir. Churchill, İngiliz savaş gemileri daha Çanakkale Boğazı ağzında görünüp, bir iki top atışı yaptıktan sonra Osmanlı Ordusunun Balkan Savaşlarında olduğu darmadağın olarak bozguna uğrayacağını ve kaçacağını düşünmektedir. Böylelikle,
emperyalist İngiliz Ordusunun elini kolunu sallaya sallaya İstanbul’u ele geçireceğini ve 1. Dünya savaşını kısa sürede sona erdireceğini iddia etmektedir. İşte, Nusrat Mayın Gemisinin Çanakkale Boğazındaki Karanlık Koy Mevkiine döşediği mayınlar ve dahilik ötesi, inanılmaz öngörüsü ile İngiliz çıkartmasının Arıburnu’na yapılacağını tespit ederek, tek başına aldığı inisiyatifle emrindeki 19. Tümenle birlikte düşman askerlerini püskürten Mustafa Kemal Atatürk, emperyalistlerin bu hesaplarını bozmuştur. Bu savaşta bir ulusun topyekûn direnişiyle İstanbul’un işgalden kurtarılması sağlanmıştır. Çanakkale
Savaşları aynı zamanda dünyanın son centilmenler savaşıdır. Tepelerden atılan top atışları sonucunda denize dökülen düşman askerleri sahile çıkabilsin diye top atışları durdurulmuştur. Mehmetçik kıyıya sağ çıkabilen yaralı düşman askerlerini sırtında taşıyarak tedavilerinin yapılmasını sağlamıştır.

Dünya Harp tarihinde; bir tarafın, yani İngilizlerin çağının son teknolojisi donanmalarla, en gelişmiş silahlarla ve sınırsız lojistik destekle süper ötesi güçlü, karşı tarafın ise, yani Osmanlı Ordusunun kendini savunmak için yeterli silah, mühimmat ve zorunlu ihtiyaçlar bakımından son derece güçsüz olduğu ancak, dünyada yapılan tüm tahminlerin aksine çok güçsüzün süper güçlüyü ağır bir yenilgiye uğrattığı başkaca bir savaş yoktur. Emperyalist İngiliz ordularının ağır bir yenilgiye uğradıkları ilk ve tek savaş bu savaştır. Bu nedenle İngilizler, bu savaşın acısını hiçbir zaman unutmamışlardır. Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti’nin tarihteki son savaşı olmuştur.

Osmanlılar I. Dünya savaşında, tarihteki isimleriyle Galiçya, Kafkasya, Sina ve Filistin, Doğu Anadolu, Irak, Hicaz-Yemen, Sarıkamış, Çanakkale ve Suriye Cepheleri olmak üzere dokuz ayrı cephede savaşmışlardır. Bu cepheler içerisinde savaşın kazanıldığı tek savaş, Çanakkale Savaşları olmuştur. Öteki cephelerdeki savaşların tamamı ağır yenilgilerle sonuçlanmıştır. Savaşın birinci aşaması olan “Çanakkale Deniz Savaşları”na, Çanakkale müstahkem mevki komutanı Cevat (Çobanlı) Paşa komuta etmiştir. O sıralarda, Tekirdağ bölgesinde kendi elleriyle kurduğu 19. Tümene komutanlık eden Yarbay Mustafa Kemal, Çanakkale Deniz Savaşlarına katılmamıştır. Mustafa Kemal’in, komutanı olduğu 19. Tümenle birlikte, bir ihtiyat birliği olarak Çanakkale/Eceabat’a intikali; Çanakkale’yi denizden geçemeyen İngiliz ordusunun karadan bir harekât yapacağını tahmin eden Osmanlı Genel Kurmayının, acil bir önlem olarak Çanakkale’ye askeri yığınak yapmaya başlaması sırasında gerçekleşmiştir. Savaşın ikinci aşaması, “Çanakkale Kara Savaşları”dır. Osmanlı Genel Kurmayınca tahmin edildiği gibi, İngiliz Ordusunun Saroz Körfezi’nin çeşitli yerlerine asker çıkarmasıyla 25 Nisan 1915 günü başlamıştır. Bu savaş, tarihte, daha bir eşi ve benzeri görülmemiş kahramanlıklarla dolu, kanlı çarpışmaların yaşanmasına sahne olmuştur. İngiliz askerlerinin 9 Ocak 1916 günü sabahı erken saatlerde büyük bir gizlilik içeresinde, sessiz ve sedasız bir şekilde cepheyi terk etmeleriyle sonuçlanmıştır. Azim ve kararlılıkla sürdürülen bu topyekûn direniş, Mehmetçiğe çok büyük bir zafer kazandırmıştır.

Çanakkale Kara Savaşları, 34 yaşında bir yarbay olan Mustafa Kemal’in, olağanüstü askeri dehasıyla İngiliz birliklerinin ana kuvvetlerinin Arıburnu’na çıkacağını tahmin etmesi, tek başına inisiyatif alarak bu tepelerde İngiliz kuvvetlerini karşılaması ve savaşı yönetmekte çaresiz kalan Alman General Liman von Sanders Paşa’nın kendisine bırakmak zorunda kaldığı Anafartalar Ordular Grup Komutanlığını çok başarılı bir şekilde yapması sonucunda kazanılmıştır. Bu olay, henüz 34 yaşında, kendi halinde mütevazı bir subay olan Mustafa Kemal’in, tarih sahnesine çıkmasını ve bütün bir Osmanlı ülkesinde ve dünyada tanınmasını sağlamıştır. Savaş bitiminde döndüğü İstanbul’da halk tarafından o yıllarda yayımlanan gazetelerin attıkları manşetlerdeki gibi “Payitahtı Kurtaran Sarı Paşa” olarak karşılanmıştır. Türk halkının gönlünde taht kurmuştur. Ancak geliniz görünüz ki, bu büyük başarısına karşılık yandaşlarına ödül ve unvan dağıtmakta çok cömert davranan Osmanlı Genel Kurmayı, kendisine ödül olarak vere vere, zaten çoktan hak etmiş olduğu Albaylık rütbesini vermiştir. O yıllarda bu konu halk arasında çok yaygın eleştirilere konu olmuştur. Osmanlı devletinde ciddi bir kayıt tutma geleneği yoktu. Bu nedenle, yapılan bu savaşlara ilişkin olarak yapılan resmi tahminlere göre, Çanakkale Savaşlarında 250 bin Osmanlı askerinin şehit olduğu kabul edilmektedir. İngiliz resmi kayıtlarına göre ise, İngiliz ordusu bu savaşta büyük çoğunluğu ANZAK Askeri olmak üzere 250 bin askerini kaybetmiştir.

Çanakkale Savaşları, Mustafa Kemal Atatürk’ün deyimiyle “milli mücadele ruhunun canlandığı” bir savaş olmuştur. Günümüzde, Çanakkale Zaferinin anma törenlerinde Mustafa Kemal’in oynadığı rol dile getirilmeden yapılan anma konuşmaları ya art niyetlidir ya da büyük bir aymazlıktır. Rüyalara giren ak saçlı, ak sakallı dede masalları ve İngiliz alayını
yutan bulut gibi hurafeler tarihsel açıdan hiçbir anlam ifade etmemektedir. Çanakkale zaferi, Anafartalar Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal’in üstün komutanlık özellikleri, olağanüstü dehası ve Kahraman Mehmetçiğin kanı sayesinde kazanılmıştır. Yüz yıldır yenilmeyen ve yenilmez armada olarak isimlendirilen dünya devi İngiliz Donanmasının sonunu harekattan bir gün önce Nusrat Mayın Gemisi tarafından beklenmedik şekilde kıyıya paralel olarak döşenen 26 mayın getirmiştir. Bu savaşta
emperyalist İngiltere devletinin bir amacı da Lenin önderliğindeki Bolşevik Kızılordu ile savaşan Rus Çarı II. Nikolai’ye yardım götürmekti. Çanakkale’yi geçemeyen İngilizler ’den yeterli yardımı alamayan Çar orduları ağır bir yenilgiye uğradılar. Böylece Rus Çarlığı dağıldı. Lenin tarafından Büyük Ekim Devrimi gerçekleştirildi. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu.

Böylelikle Çanakkale Zaferimiz, uygarlık tarihinin akışını ve yönünü değiştirdi. Bugün ulus olarak hepimiz, vatanın kurtuluşu uğrunda emperyalist devletlerle yapılan savaşta gözünü kırpmadan göğsünü siper ederek adeta ölüme koşan kahraman
Çanakkale Şehit ve gazilerinin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, onları hayranlık, sevgi ve minnet duygularıyla yad ediyoruz. Gerçek bir yurtseverlik örneği olan 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 107. Yıldönümü kutlu olsun.

Celal TEZEL 

Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi